Eee malum okullar tatil ve artık bütün gün minişim evde, günde 50 bin kere "anne, anneee, anneee" diye peşimde dolanıyor :)) Ama şikayet değil tabii ki bu, sesine kurban olurum ben onunnn.
Kızım kaç zamandır blogumda, oyuncaklarının resmini yayımlamamı istiyordu öncesinde belirtmiştim ya ne olsa "hadi blogunda yayınlayalım bunu" diyordu. Bende kabul ettim, hem buralarda olmayacağımın bilgisini veririm, hemde kızımın bu isteğini yerine getiririm diye düşündüm. Yani bu bir taşla iki kuş, bir kaç pony ve barbie vurmak oldu sanırım :)))
Kızımın en değerli oyuncaklarıdır resimlerde gördükleriniz. Resim yapmanın haricinde, gününün büyük bölümünü onlarla haşır neşir olarak geçiriyor. Bu yaşına kadar bir tane bile oyuncağını kırmamıştır, değerini çok iyi bilir alınan veya hediye edilen eşyasının. Şanslı da bir çocuk, sevenlerinden de geliyor bir sürü hediye olarak. Eskimez bile oyuncakları, gözü gibi bakar onlara duyguları varmış gibi davranır :)) Benim çocuğum ama, çok normal değil mi? :)) Sünger bob örmüştüm ona, oluşum aşamasına kadar Süngerle aramızda duygusal bir bağ oluştu ve kardeş ilan ettik onu. Ailemizin en küçük ferdi oldu Sünger bobbb :)))
Odasında ki her şey o kadar pembe ki, dün akşam küçük hanım "Anne artık bana pembe bir oyuncak almayalım, sarı, mavi falan olsun. Kaybedince bulamıyorum çünkü" diyor :)) Gerçekten de öyle, pembeden bögghh olma ihtimalimiz yüksek yani.
Boş vakitlerimizde oyuncaklarla oynuyoruz. Barbie'ler elimizde, ya da pony'ler, iki çocuk gibi. Gerçi biri çocuk, diğeri ise çocuktan çocuk :))
Keyifli geçiyor yani, bir de erkenden uyanmasa :@ Çocuklar okul döneminde alıştıkları için erken kalkmaya, malesef tatil günlerinde de hal böyle oluyor... Kısaca "ooo süper, öğlene kadar yat uyu" olayı hikaye yani.
Bu arada önümüzde ki 15 gün İstanbul'da olmayacağım. Bu da blogumu güncelleyemeyeceğim ve blog dünyasına kısa bir ara vereceğim anlamını taşıyor. Oyuncaklarımızı da alıp gideceğiz. Hem belki biraz blogum tarafından özlenmek iyi olabilir :)))
Herkese sevgilerimi sunuyor ve güzel günler diliyorum, unutmayın ki sizler de tarafımdan özleneceksiniz. Görüşmek Üzere...
(devamı yok)
Belki biraz gülümsemeye ihtiyacınız vardır. Benim çok hoşuma gitti, gerçekten gülümsedim. Okuyun da siz de gülümseyin biraz.
Erbakan ölmüş, cennete gitmiş. (fıkra bu ya)
Meleklerin karsısında dururken, saatlerle dolu bir duvar görmüş ve sormuş:
-'Bu saatler ne böyle?'
Bir melek yanıtlamış:
-'Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır. Kişi her yalan söylediğinde saatteki ibre hareket eder.'
Erbakan:
-'Ooo, peki bu kimin saati?'
-'Bu Atatürk'ün saati.. İbre hiç bir zaman oynamadı.
-'inanılmaz' demiş Erbakan.
-'Peki, bu kimin saati?'
-'Bu ismet İnönü’nün saati. İbre yalnızca iki kez hareket etti...'
En sonunda Erbakan dayanamamış ve sormuş:
-'Peki Tayyibin saati nerede??'
-'Tayyibin saati Peygamberimizin ofisinde; vantilatör olarak kullanıyor... :))))
Devamı yok!!!
Pazar günlerim bir başka güzel ve de mutlu geçiyor. Evde iken de güzel geçiyor, dışarıda iken de. Bu pazar sabahı erkenden attık kendimizi yollara, hem de uzaklara.
Bugün kahvaltımızı dışarıda yaptık çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla, güzel ve nezih bir yer olan Ünlüer Gurme'de. Öyle hoş bir yer ki, yok yok yani, açık büfe oluşu tabii ki kahvaltıyı daha da keyifli kılıyor.
Koskocaman bir mekan, her yer yemyeşil. Çocukların orada rahatça oynayabilmeleri için geniş bir alanı ve parkı dahi mevcut içinde. Hava da bir sıcak, bir esintili derken çarptı sanki, yorgunluk çöktü her birimize, tabii güzel yorgunluklar bunlar...
Yoğun ve karmaşalı geçen haftanın stresinden uzaklaşabilmemi sağlıyor bu dinlenceler. İnsanın üzerinden biraz olsun stresini atabilmesi için bulunduğu mekandan kesinlikle uzaklaşması gerekiyor. Belki bir kaç saat ama, kimi zaman yeterli olabiliyor bu süre. Bir de yanımda kafa dengi arkadaşlar varsa, ooo değmesinler keyfime. En güzel şeylerden birisi. Birde giderken ve dönerken, hız tutkunu eşimin 180'leri, 200'leri görme çabası olmasaydı :))) Bu konudan da başka bir zaman bahsederim artık...
Ünlüer Gurme'yi İstanbullu arkadaşlara mutlaka tavsiye ediyorum, lezzet, çeşitlilik, titizlik, hijyen ve de müşteri memnuniyeti arıyorsanız, doğru adres kesinlikle orası. Brunch'ı olan bir çok mekan var ama, burası diğerlerine fark atmayacak gibi değil.
Çok şey paylaşmayı düşünüyordum aslında, ama yazasım da kaçtı, okuyasım da...
İyi haftalar herkese...
Küseğenliğimin nedeni ne bilemiyorum! Havaların üzerime yığdığı rehavet mi? Yoksa zaman zaman yaşadığım olumsuzluklar mı?
Bir özlü sözlere el atmadığım kalmıştı, o da oldu artık :)) Okuyun bakalım hoşunuza gidecek mi? Müziğide dinlemeyi ihmal etmeyin bu arada...
Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen gerekir... Karl Marx
Eğilip insanları yerden kaldırmak kadar insanın kalbine iyi gelen bir antreman yoktur... J. Andrews Holmer
Ayakkabım yok diye üzülüyordum, ayakları olmayan bir çocuğu görene kadar... Anatole France
Mutlu olmanın iki yolu vardır; Ya isteklerimizi azaltmak, yada imkanlarımızı çoğaltmak... B. Franklin
Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal daha iyi... M. Gandhi
Sevmek fiilinden sonra gelen dünyanın en güzel fiili, yardım etmektir... Bertha Von Suttner
Eğer iyi olmak istiyorsanız, işe kötü olduğunuzu fark etmekle başlayın... Epictetus
Parayı kazanmadan harcamaya nasıl hakkımız yoksa, mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yok... B. Shaw
Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun? Ne diye yeni çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında o kadar çirkinlikler var ki... O kadar rahat mısın ki, rahatının yarısı sana batıyor... Montaigne
Başkalarının hataları ve fenalıkları ile uğraşarak ruhunu karartma. Islah edilmesi lazım gelen biricik insan kendinsin... Emerson
Hiç kimseye gururla bakma, o da kendine göre görkemlidir... Nizami
Kendini herkese uyarlamak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler... R. Hull
En büyük cezaevi taş duvarların, demir parmaklıkların değil, insanın kafasının içidir... Lovelace
Hangi dili konuşursan konuş, ne isen onu söylersin... R. W. Emerson
İnsan ya acısını unutmalı, yada kendi mezarını kazmasını bilmeli... Balzac
Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun... H. George Wells
Hiç sevmem nasihat vermeyi, amacım da bu değil zaten. Bugün elime geçen bir kitaptan yazdım bunları. Biraz göz gezdirdim hoşuma gitti. Paylaşayım dedim sizlerle...
Sevgiler herkese...
veya Giriş Yapın
© 2008 Created by Mert Ulas on Ning. Create your own social network
Sorun bildirin | Geri Besleme | Gizlilik | Kullanım Şartları
Comment Wall (21 comments)
You need to be a member of Turk Blog Yazarlari to add comments!
Bu ağa katılın
veysel tuna
breezybead beni bulmuş, ben de sizi buldum ve hemen ekledim listeme. Görüşmek üzere :o)
Tüm yorumları göster