Türk Blog Yazarları

Üreten, tartışan ve paylaşan insanlar için sosyal ağ !

Ayhan Demiral

Kadınlar! 12 Adımda Mutlu Olmak İster misiniz?

İçinizde kıpırtılar oluşmasını ve yüzünüzün gülmesini istiyor musunuz? Heyecan duyup sevinmeye, rahatlamış bir şekilde mutlu olmaya ve mutlu etmeye hazır mısınız? O zaman haydi! Başlıyoruz huzur dolu bambaşka bir mutluluğun yolculuğuna.

Genelde kadınlar kendilerini iyi hissetmek için makyaj yaparlar, alışverişe giderler, komşuya-güne giderler. Bazen de dedikodu yapmak iyi gelir kadınlara, sıkıldıkları zamanda. Ya da kendilerine bir hediye alınması, evlilik-doğum-sevgililer gününün hatırlanması mutlu eder kadınları. Hiç bir şey olmasa da; bir çiçek ya da güzel bir söz, bir iltifat karşısında bile kadının gözleri parlar, gülümseyen dudaklarına iz bırakırcasına. Yanlız, bu yazımda kadınların mutlu olması için bu gibi şeylerden bahsetmeyeceğim. 12 adım sonra sadece kendinizi değil: evinizi, eşinizi ve tanımadığınız başka insanları da mutlu edeceksiniz. Nasıl mı? Çıkarıyoruz kağıt ve kalemi yine!

1- Gardrobunuzda sizin ve eşinizin giymediğiniz ama bir gün dükkan açarsam satar, zengin olurum düşüncesiyle istif ettiğiniz kaç adet bluz, etek, tişört, ceket, pantolon, döpiyes vs. kıyafet var?

2- Artık kullanmadığınız kaç adet küpe, kolye, çanta vs. aksesuarınız var? İleride bujiteri dükkanı açacaksanız saymayın.

3- Her güne, her geceye, her kıyafete uyan ama giymediğiniz onlarca ayakkabının da sayısını alalım lütfen.

4- Tonlarca para verip de 1bana iyi gelmedi diye- kullanmadığınız ama makyaj masası üzerinde “salı pazarı” gibi duran kozmetik yığıntılarınızı sayın.

5- Çeyiz sandığında duran ve güve yemesin diye - o da aklınıza gelirse- 3 senede bir naftalinlediğiniz havlu, çarşaf, yazma, bozma ne varsa, onları da ekleyin listeye.

6- Hiç kullanmadığınız ya da evinize altın, gümüş ve nişan günlerinde gelecek olan 3. kolordu’ya bir gün lazım olur diye bazalarda sakladığınız yemek, çatal, bıçak takımlarını unuttuğumu zannetmeyin.

7- Zamanında, “zamanım olursa 85 sene sonra belki” okurum diye kütüphane saksınıza süs bitkisi gibi diktiğiniz kitapların tozunu silme vakti gelmedi mi? Kaç adet? Lütfen.

8- Kitap okumak için, hatta benim yazılarımı bile okumak için zamanınız yok ya; ama oturma odasına, salona, mutfağa, çocuk odasına hatta banyoya bile koyduğunuz televizyon, radyo, müzikçalar, dvd oynatıcıya zamanınız var. Masa, duvar saatlerini de bu listeye ekliyoruz.

9- Peynir arayan kobay fare gibi, bir sağa bir sola adım atarak ilerlediğiniz labirent şeklindeki odalarınızın içinde bulunan eşyalara da şöyle bir göz atın. Yani odanızda bir noktadan diğer bir noktaya varabilmek için kaç zigzag çiziyor, kaç cephede savaşıyor, kaç tane bariyer atlıyorsunuz? Düz bir çizgide varıyorum diyenlere ödül verebilirim.

10- Oyuncakçı dükkanı gibi duran çocuk odasındaki yüzlerce oyuncak ile şu an evlenmiş olan çocuklarınız hala oynuyorsa muhtemelen sizde bir problem var. Toparlayın bakim!

Evet! Elden ve evden çıkarılacaklar listesini oluşturdunuz artık. Neden bunları saydık, mutluluğa ne faydası var diyorsunuz? Açıklayalım mutlu olmanın 12 adımını.

1- Dolabınız hafifleyecek, daha kolay bulabileceksiniz kıyafetlerinizi. Hem de vitrinde çok beğendiğiniz ama eşinizin çok pahalı diye almadığı bir elbiseyi aldırmak için bahaneniz şimdiden hazır.

2- Bıkmadınız mı artık herkesin taktığı, modası geçmiş ve kirden yeşillenmiş takılardan? Yukarıdaki taktiğin sizi, çok beğendiğiniz yeni tasarım tek taş yüzüğe ve incili kolyeye götüreceğini nasıl da unutursunuz?

3- Derisi çizilmiş, topuğu aşınmış ayakkabılarınızın yeni aldığınız kıyafet yanında sizi nasıl rezil edeceğinin farkındasınızdır umarım. Yukarıdaki taktiğe devam.

4- Makyaj masası üzerinde biriken çöplerden kurtulduğunuz gibi makyaj sağlığınızı da yeniden gözden geçirmiş olacaksınız.

5- Zaten sandık üzerine yatak, yorgan yığıp üzerini örtüyorsunuz. Çıkarın içindekileri ve daha özel eşyalarınızı, valizlerinizi koyun.

6- Fazla ağırlıktan bazanız 9 aylık hamile gibi durmuyor mu? Bazaya, doğurması için ebelik yapmanızın zamanı.

7- Güzel kitaplarınızı okumak için sıraya dizmeniz size fayda sağlayacaktır. Ayıkladığınız kitaplardan oluşturduğunuz bir kütüphane düzenlemesi göze çok hoş gelecektir.

8- Bu kadar radyasyon ve elektromanyetik dalgayı aza indirgemenin stresi ve kanseri önlediğini biliyor muydunuz. Ayrıca televiyonun çocuğunuzun odasınde ne işi var? Sınavda oğlunuza “Oğlum, dün çöpçatan programlarında kaç kişi evlendi bakiim” diye mi soracaklar? Mutfakta yemek yenir. Banyoda ne yapıldığını söylemeyeceğim.

9- Evde ne kadar çok eşya olursa insanın da o kadar stresi ve yorgunluğu artar. Fazla eşyaları çıkarıyorsunuz ve evinize yeni bir dizayn getiriyorsunuz. Deneyin bakın, nasıl da içinize huzur dolacak.

10- Fazla oyuncaklardan arındırdığınız bu odaya -ki artık çocuklarınız büyüyor- yaşına göre çocuğunuzun kişisel ve sosyal gelişimine katkıda bulunacak oyuncak ya da eğitim setleri koyun.

Kısaca evinizde bulunan kullanmadığınız tüm eşyaları toparlayın, paketleyin. Biliyorum bazı eşyalarınız için, içiniz gidiyor değil mi? “Acaba vermesem mi, yok hatırası var, yok lazımdı.”gibi duygusal sömürülerinize kanmam. Yahu siz de bu güzellik varken daha çooook hatıralarınız olur. Eskisini atmayanın yenisi olur mu? Hani 12 adımdı diyecekseniz. Sabredin.

11- Paketlediğiniz bu eşyaları kime vereceğinizi belirleyin. Köy okulları, kimsesizler, komşular, akrabalarınız vs. Bu kaynakları internetten bulabileceğiniz gibi seçimde oy verdiğiniz ama ne adını ne de yüzünü bilmediğiniz mahalle muhtarınızdan da öğrenebilirsiniz. Muhtar, mahallesindekileri bilir, size mutlaka yardımcı olacaktır. Hem mahallede prestijiniz artar hem de yardımsever bir kadın olarak öncülük edersiniz. İnsanların size saygısı daha da artar.

12- Geldik en son adıma! Şimdi fazla eşyadan arınmış, yeniden düzenlenmiş evinizi şöyle bir dolaştıktan sonra oturun koltuğa. Derin bir nefes alın. Sadece ve sadece ne yaptığınızı ve bu yaptığınızın sadece size değil kimlere de ne fayda sağladığını düşünün. Sayın içinizden bu mutlu isimleri. İsimler arasında kendiniz dışında eşiniz, çoçuğunuz, akrabanız, komşularınızın isimlerini sayabilirsiniz ama tanımadığınız ablalar, kardeşler, teyzeler, amcalar ve kız çocuklarının listesini asla yapamayacaksınız! Sizce önemi var mı artık isimlerin?

“ Haydi kadınlar! 12 adımda mutlu olmak ister misiniz?” demiştim. Düşünsenize bu yaptığınızın şeyin huzurunu ve manevi mutluluğunu. Ayrıca bu davranışı sergileyen pırlanta gibi bir kadının ayaklarına hangi erkek, hangi koca pırlantalar, güller dökmez.

Hadi yine iyisiniz kadınlar. Sayemde kaptınız elbiseyi, tek taşı. İyi de siz hala duruyor musunuz? Başlayın harekâta!

Not: “Haydi Kadınlar! 12 Adımda Mutluluk” adı altında bir kampanya başlatıyorum. Bu kampanyayı ne kadar çok kadına duyurursanız, mutlu olduğunuz kadar, ismini bilmediğimiz bir sürü insana az da olsa bir katkıda bulunmuş ve mutlu etmiş olacaksınız.

Paylaş 

Yorum ekle

Yorum ekleyebilmeniz için Türk Blog Yazarları üyesi olmanız gereklidir.

Bu ağa katılın

© 2009   Created by Mert Ulas on Ning.   Create a Ning Network!

Badges  |  Sorun bildirin  |  Gizlilik  |  Terms of Service

Sign in to chat!