Western denince aklıma ilk gelen isim...Birçok kişinin de benle aynı fikri paylaştığına inanıyorum ya da eminim desem daha doğru olur. Tabi bir Lee Van Cleef ya da bir Gian Maria Volontè'yi de unutmamak lazım...
Ama Eastwood biraz daha farklı, uzun zaman geçmesine rağmen sinema ile olan bağını hiç koparmadı. Hatta son dönemde çektiği Ivo Jima'dan Mektuplar ikilemesi ile belki de yönetmenliğinin zirvesine çıktı. Son dönem yönetmenlik hayatı açısından ayrı bir yazı konusu yapılabilir ama ben daha çok bir dönem çektiği spagetti westernlerinden bahsetmek istiyorum...
Ne filmlerdi onlar...Pazar sabahlarını iple çekerdik.Genelde TRT 2 'de western filmleri olurdu.Akşamları da olurdu bazan...Kasabadaki çatışma sahnelerini dün gibi hatırlarım...Kirli sakallı kovboyların , artık içilmekten telef olmuş dudak arasında çürümeye yüz tutmuş sigaraların ve vahşi batının kızgın güneşinin altında boncuk boncuk terleyen adamların hikayesi...
Film bitse bile etkisi uzun zaman üzerimizden gitmezdi.Sokağa çıkınca arkadaşlarla konuştuğumuz konulardan birisi Fenerbahçe ise diğeri mutlaka kovboy filmleri olurdu. Amerikan kültür emperyalizmi derler ya bu olsa gerek. Küçük yaşta kovboyları izledik.Oysa onlar Amerikalı sığır çobanlarıydı. Ama öyle resmettiler ki adamlar oturma odalarımızın parçası olup çıktılar. Ve son dönemlerde çekilen savaş filmleri...Adamlar Vietnam'da rezil olmalarına rağmen çektikleri filmlerle orada yaşadıklarını çok farklı lanse ettiler , bir kaç film hariç (bkz. Avcı-Müfreze falan feşmekan)...
Yani anlatmak istediğim sinema denilen sihirli perdenin bir kurgu ürünü olduğu. İsteyen istediğini her biçimde anlatabilir. Ama anlatılan toplum ile ilişkili ve hassas bir konu ise işte o zaman şüphe etmek gerekiyor. Nereden nereye geldik, Eastwood olabilmek yine de kolay değil diyorum ben. Her ne kadar Amerikan kültür emperyalizmi desek de spagetti westernler Leone Usta'nın ürünleri.Ki kendisi de İtalyan, belki de kovboyların onurlu duruşunun sebebi Avrupanın asaletinden kaynaklanıyordur kim bilir... Sonuç itibari ile westernler iyidir ancak izlerken filmi ve göstergeleri kendi açımızdan yorumlarsak. Film eleştirisi hocamız hep öyle derdi :" Filmin yapısı yönetmen ile kurulur ancak inşası tam olarak izleyicinin zihninde sona erer..."
Etiketler:
© 2010 Created by Mert Ulas on Ning. Create a Ning Network!
Yorum ekleyebilmeniz için Türk Blog Yazarları üyesi olmanız gereklidir.
Bu ağa katılın