Yikilmak,ezilmek her gün biraz daha
Dostlar degisiyor aldanmalar degil,
Aksimizden eser yok simdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar degil...
Serefsiz ellerin serefe kaldirdiklari
Siseler,kadehler o cam kiriklari
Götürün,götürün bu aydinliklari
Içimde güz basladi ilkbahar degil,
Ne bir anlayisli el,ne bir dost bakis
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanis
En güvendigimiz tepelere kar yagmis
Deniz o deniz degil,daglar o daglar degil...
.
Ümit Yasar Oguzcan
öncelikle yeşim hanıma,çünkü oda ümit yaşar hastası,sonra grubumdakiler için...
Zülfü Livaneli
Biliyorum ki hepimizin sıkıntıları, üzüntüleri var. İnsanoğlu hastalıktan, ölüm acısından, parasızlıktan, aşk acısından, ayrılıktan, onurunun kırılmasından, yaşlılıktan, kısacası bin bir sebepten dolayı acı çekiyor.
3 ARALIK DÜNYA ÖZÜRLÜLER GÜNÜ
Ülkemizde her 3 Aralık dünya özürlüler günü olarak kutlanıyor. Amaç engellilerin problemlerini gündeme taşıyarak toplumsal bütünlük sağlamak. "Neden her gün değil de sadece böyle günlerinde engellileri hatırlıyorlar, oysa yılın 365 günü engelliler de bu toplumun içinde yaşıyorlar" insanların daha duyarlı olması gerekiyor. Bu gün de yine her yıl olduğu gibi tumturaklı laflarla devlet büyükleri nutuklar çekecekler, göstermelik pankartlar yaşadığımız kentin bir çok yerini kaplayacak. Yani aynı geçen sene olduğu gibi yine değişen pek bir şey olmayacak. Yine engelli yurttaşlar günlük yaşamda çektiği sıkıntıları çekecek, işsizlik olduğu için maddi sıkıntılar çekecek, kaldırımlar yüksek olduğu için yürümekte zorlanacak, uygun mekanlar ve araçlar olmadığı için sinemaya tiyatroya gidemeyecek, iş bulamadıkları için kendilerini ailelerine yük hissetmeye devam edecekler. Oysa engellilerin istediği onlara acınması değil, sadece insan gibi yaşamak, herkes gibi okumak, çalışmak, yani herkes gibi sosyal aktivitelere katılıp yaşamın tüm nimetlerinden faydalanmak. Engellilerle sadece özel günlerde ilgilenmek yerine onların dertlerini dinleyip problemlerini çözmek daha da mantıklı değil mi? Dünya ulusları içinde engelli vatandaş sayımızla ilk sıralardayız. Bu büyük toplumsal soruna, gerçekçi gözlerle bakmalı, engelli vatandaşlarımızı işe yaramaz diyerek toplum dışına itmek yerine onların güç ve yeteneklerinden çokça yararlanmayı amaçlamalıyız. Bugün sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve toplumsal yaşama tam katılım gibi temel sorunlarda engelli vatandaşlarımız için de büyük fırsat eşitsizlikleri yaşanmaktadır. Engellilerin sorunlarının çözümü için başta devlet, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının el ele vermesi gerekmektedir. Engelli yurttaşımızı dört duvar arasında hapseden, engelliyi düşünmeyen dünya görüşü değiştirilmelidir. Engellilerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunların çözümü için kent planlamaları engellilerde düşünülerek tasarlanmalıdır. Tüm bina, yapı ve konutlarda engellilerin erişimini sağlayacak önlemlerin alınması zorunlu olmalı, uymayanlara yaptırım uygulanmalıdır. Engellilerin durumuna uygun mesleki eğitim programları geliştirilerek onların insanca yaşayacakları bir ortamın ekonomik alt yapısı hazırlanmalıdır. Engellilerin karşılaştıkları en büyük problemlerden biriside mimari engeller. Çağdaş hayat sürerken insanlar birçok bina, tesis, alan ve mekânı kullanmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bilgisizce ve sevgisizce inşa edilmiş binalar bütün insanlara zorluk çıkarırlar ama özellikle de engelli kişiler için esaslı bir hayat engeli olurlar. Çağımızda artık bu olumsuz tablonun ortadan kalkması gerekmektedir. Halka açık olan lokantalar, oteller, tiyatrolar, doktor muayenehaneleri, eczaneler, perakende satış mağazaları, müzeler, kütüphaneler, parklar, spor salonları, stadyumlar, okullar, kurslar, eğitim ve öğretim kurumları, günlük bakım ve tedavi birimleri gibi yerlerle bütün devlet daireleri engelli insanların girişlerine uygun olarak düzenlenmelidirler. Ülkelerimizi, şehirlerimizi, caddelerimizi, binalarımızı, evlerimizi, eşyalarımızı, araçlarımızı; plânlarken, tasarlarken, inşa ederken ve üretirken çok özenli davranmalı, elde edilmiş olan bütün bilgileri gerektiği şekilde kullanmalıyız. Dünya sevgisiz soluk alamaz ; bilgi ile davranmaksa; sorumluluk yüklü gerçek sevginin, gerçek insan üretkenliğinin, hayır dolu insan faaliyetinin varlığını gösterir. Rampalar, farklı yüksekliklerdeki düzlemleri birbirlerine bağlayan eğik düzlemlerdir. Bir kısım insanların caddeden kaldırıma daha rahat geçişleri için de rampa kullanılır. Kaldırım rampaları özürlü ve yaşlı insanlarla, çocuk arabası süren annelerin şehirdeki özgür yürüyüşlerinin kesintisiz olmasını sağladığından çok önemlidir. Şehirsel çevredeki rampaların varlığı ve yokluğu kişi için bazen, hayatın devam edişi veya hayatın durdurulup kişinin hayatın dışına itilişi anlamlarına gelmektedir. Yapılan rampaların eğimleri standartlara uymamaktadır, kimisi dik, kimisi dar, kimisi ise zeminden hayli yüksekte. Dünyada kabul edilmiş standartlara uymayan dik bir rampa yapmaktansa hiç yapmamak daha iyidir. Çünkü dik rampalarda birçok kaza meydana gelmektedir. Şehirsel çevrede ve binalara yaklaşırken çok kere merdiven yerine veya merdivenle birlikte rampalar uygun şekilde kullanılabilir. Rampa bir mimarî eleman olarak biçim zenginliğine katkı sağlayacak şekilde ustaca kullanılabilir. Çağdaş ulaşılabilirlik standartlarına göre de rampalar artık vazgeçilmez mimarî elemanlar olarak bütün modern bina ve yapılarda yerlerini almaktadırlar. Engellilerle ilgili eksikleri olmasıyla birlikte yeni yeni yasalar çıksa da var olan iyileştirmeler maalesef günlük yaşantıya yansımıyor yada yansıtılamıyor. Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum, kendi engellilerine sahip çıkan, onların üretime katılmasını sağlayan koruyucu olanakları yaratan bir toplumdur.
Comment Wall (15 comments)
You need to be a member of Türk Blog Yazarları to add comments!
Bu ağa katılın
Yikilmak,ezilmek her gün biraz daha
Dostlar degisiyor aldanmalar degil,
Aksimizden eser yok simdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar degil...
Serefsiz ellerin serefe kaldirdiklari
Siseler,kadehler o cam kiriklari
Götürün,götürün bu aydinliklari
Içimde güz basladi ilkbahar degil,
Ne bir anlayisli el,ne bir dost bakis
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanis
En güvendigimiz tepelere kar yagmis
Deniz o deniz degil,daglar o daglar degil...
.
Ümit Yasar Oguzcan
öncelikle yeşim hanıma,çünkü oda ümit yaşar hastası,sonra grubumdakiler için...
Zülfü Livaneli
Biliyorum ki hepimizin sıkıntıları, üzüntüleri var. İnsanoğlu hastalıktan, ölüm acısından, parasızlıktan, aşk acısından, ayrılıktan, onurunun kırılmasından, yaşlılıktan, kısacası bin bir sebepten dolayı acı çekiyor.
Ama hayat sadece bunlardan ibaret değil.
Dertlerin yanında sevinçler, hastalıkların yanıbaşında mucizeler, gözyaşlarının arkasından kahkahalar bekliyor bizi.
Bu yüzden yeni yılın bu ilk gününde hepinizi, hayatınızdaki karanlıkları değil, aydınlık noktaları hatırlamaya çağırıyorum.
Yaşıyor olmak, 2008 yılına ulaşmak bile başlı başına bir mutluluk kaynağı olmalı.
Hayat, dertleri büyütmek için çok kısa.
Bir türküde deniliyor ki: “Bu dünya bir penceredir / Her gelen baktı geçti.”
Biz de bakıp geçiyoruz işte.
İnsan bunu hatırladığı zaman, dertleri gözünde küçülüyor.
***
Birkaç gün önce televizyonda bir belgesel izledim:
65 milyon yıl önce ölmüş olan bir dinozorun iskeletini bulmuşlar.
Kafasında, ölümüne neden olan bir yara izi varmış.
Şimdi bilim adamları hummalı bir çalışmayla, dinozordaki bu yaranın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyor.
Acaba başka bir dinozorla kavga ederken mi yaralanmış, yoksa başını bir yere mi vurmuş?
Bilim adamlarının bu merakına saygı duymamız gerekiyor.
Onlardaki bu merak olmasaydı, bugünküyle karşılaştırılamayacak kadar geri bir dünyada yaşıyor olacaktık.
İşin bu yanını hiç unutmamakla birlikte benim aklım, dinozorun son gününe takılıyor.
Belki de bir et parçası için kapıştı başka bir dinozorla, belki bir dişi yüzünden ölümcül kavgaya girdi.
Gözü bir anda karardı ve hiçbir şey düşünmeden öfkeyle saldırdı.
Şimdi kafası bir laboratuvardaki masanın üzerinde duruyor ve bir takım insanlar röntgenini çekerek onun son gününü tahmin etmeye çalışıyor.
65 milyon yıl sonradan baktığımızda dinozorun dertleri ne kadar küçük görünüyor değil mi?
65 milyon yıl sonra, bizim dertlerimiz de öyle görünecek.
Bu yüzden hayatınızdaki hiçbir sorunu, dünyanın sonu olarak görmemenizi diliyorum.
Bize düşen ömür dilimini mümkün olduğu kadar mutlu geçirmek ve başkalarını da bu mutluluğa ortak kılmaktan daha güzel hiçbir şey yok.
Hepinize mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yeni yıl diliyorum.
Hayırlı Bayramlar...
Buralardayken selam vermeden geçmek istemedim...
Nasıl gidiyor hayat ;)
Umarım herşey yolundadır..
Sevgiler...
Gerçekten çok naziksiniz.
Memnun oldum.
Her zaman bekliyorum.
Sevgiler...
Ülkemizde her 3 Aralık dünya özürlüler günü olarak kutlanıyor. Amaç engellilerin problemlerini gündeme taşıyarak toplumsal bütünlük sağlamak. "Neden her gün değil de sadece böyle günlerinde engellileri hatırlıyorlar, oysa yılın 365 günü engelliler de bu toplumun içinde yaşıyorlar" insanların daha duyarlı olması gerekiyor. Bu gün de yine her yıl olduğu gibi tumturaklı laflarla devlet büyükleri nutuklar çekecekler, göstermelik pankartlar yaşadığımız kentin bir çok yerini kaplayacak. Yani aynı geçen sene olduğu gibi yine değişen pek bir şey olmayacak. Yine engelli yurttaşlar günlük yaşamda çektiği sıkıntıları çekecek, işsizlik olduğu için maddi sıkıntılar çekecek, kaldırımlar yüksek olduğu için yürümekte zorlanacak, uygun mekanlar ve araçlar olmadığı için sinemaya tiyatroya gidemeyecek, iş bulamadıkları için kendilerini ailelerine yük hissetmeye devam edecekler. Oysa engellilerin istediği onlara acınması değil, sadece insan gibi yaşamak, herkes gibi okumak, çalışmak, yani herkes gibi sosyal aktivitelere katılıp yaşamın tüm nimetlerinden faydalanmak. Engellilerle sadece özel günlerde ilgilenmek yerine onların dertlerini dinleyip problemlerini çözmek daha da mantıklı değil mi? Dünya ulusları içinde engelli vatandaş sayımızla ilk sıralardayız. Bu büyük toplumsal soruna, gerçekçi gözlerle bakmalı, engelli vatandaşlarımızı işe yaramaz diyerek toplum dışına itmek yerine onların güç ve yeteneklerinden çokça yararlanmayı amaçlamalıyız. Bugün sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve toplumsal yaşama tam katılım gibi temel sorunlarda engelli vatandaşlarımız için de büyük fırsat eşitsizlikleri yaşanmaktadır. Engellilerin sorunlarının çözümü için başta devlet, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının el ele vermesi gerekmektedir. Engelli yurttaşımızı dört duvar arasında hapseden, engelliyi düşünmeyen dünya görüşü değiştirilmelidir. Engellilerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunların çözümü için kent planlamaları engellilerde düşünülerek tasarlanmalıdır. Tüm bina, yapı ve konutlarda engellilerin erişimini sağlayacak önlemlerin alınması zorunlu olmalı, uymayanlara yaptırım uygulanmalıdır. Engellilerin durumuna uygun mesleki eğitim programları geliştirilerek onların insanca yaşayacakları bir ortamın ekonomik alt yapısı hazırlanmalıdır. Engellilerin karşılaştıkları en büyük problemlerden biriside mimari engeller. Çağdaş hayat sürerken insanlar birçok bina, tesis, alan ve mekânı kullanmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bilgisizce ve sevgisizce inşa edilmiş binalar bütün insanlara zorluk çıkarırlar ama özellikle de engelli kişiler için esaslı bir hayat engeli olurlar. Çağımızda artık bu olumsuz tablonun ortadan kalkması gerekmektedir. Halka açık olan lokantalar, oteller, tiyatrolar, doktor muayenehaneleri, eczaneler, perakende satış mağazaları, müzeler, kütüphaneler, parklar, spor salonları, stadyumlar, okullar, kurslar, eğitim ve öğretim kurumları, günlük bakım ve tedavi birimleri gibi yerlerle bütün devlet daireleri engelli insanların girişlerine uygun olarak düzenlenmelidirler. Ülkelerimizi, şehirlerimizi, caddelerimizi, binalarımızı, evlerimizi, eşyalarımızı, araçlarımızı; plânlarken, tasarlarken, inşa ederken ve üretirken çok özenli davranmalı, elde edilmiş olan bütün bilgileri gerektiği şekilde kullanmalıyız. Dünya sevgisiz soluk alamaz ; bilgi ile davranmaksa; sorumluluk yüklü gerçek sevginin, gerçek insan üretkenliğinin, hayır dolu insan faaliyetinin varlığını gösterir. Rampalar, farklı yüksekliklerdeki düzlemleri birbirlerine bağlayan eğik düzlemlerdir. Bir kısım insanların caddeden kaldırıma daha rahat geçişleri için de rampa kullanılır. Kaldırım rampaları özürlü ve yaşlı insanlarla, çocuk arabası süren annelerin şehirdeki özgür yürüyüşlerinin kesintisiz olmasını sağladığından çok önemlidir. Şehirsel çevredeki rampaların varlığı ve yokluğu kişi için bazen, hayatın devam edişi veya hayatın durdurulup kişinin hayatın dışına itilişi anlamlarına gelmektedir. Yapılan rampaların eğimleri standartlara uymamaktadır, kimisi dik, kimisi dar, kimisi ise zeminden hayli yüksekte. Dünyada kabul edilmiş standartlara uymayan dik bir rampa yapmaktansa hiç yapmamak daha iyidir. Çünkü dik rampalarda birçok kaza meydana gelmektedir. Şehirsel çevrede ve binalara yaklaşırken çok kere merdiven yerine veya merdivenle birlikte rampalar uygun şekilde kullanılabilir. Rampa bir mimarî eleman olarak biçim zenginliğine katkı sağlayacak şekilde ustaca kullanılabilir. Çağdaş ulaşılabilirlik standartlarına göre de rampalar artık vazgeçilmez mimarî elemanlar olarak bütün modern bina ve yapılarda yerlerini almaktadırlar. Engellilerle ilgili eksikleri olmasıyla birlikte yeni yeni yasalar çıksa da var olan iyileştirmeler maalesef günlük yaşantıya yansımıyor yada yansıtılamıyor. Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum, kendi engellilerine sahip çıkan, onların üretime katılmasını sağlayan koruyucu olanakları yaratan bir toplumdur.
Tüm yorumları göster