son 5
gayrı meşru hayallerinden bir aşk peydahlamıştı kadın.
yasak bahçelerin, günah meyvası
hiç koydular adını,
aşkın katli vacip kılındı.
kadın ağladı…
göklere yükseldi aşkın selası
soğuktu musallası
kadın ağladı…
ölen aşkın ardından intihar etti adam..
kaçmanın en geri dönülmez çeşidini seçti
ve sessiz bir geçide yol aldı…
kendini kurtarırken, kadını cezalandırdığını sandı.
“oysa senin ölme özgürlüğünü kısıtlamamıştım ki” diye fısıldadı kadın.
tutmadı,
ağladı…
adam kadının kalbinden aşağıya bıraktı kendini.
gözü kapalı atladı karanlığa,
elleri kolları bağlı.
özgürlüğe uçan kuş gibi süzülerek küçüldü,
küçüldü….
ruhun çoktan terk ettiği bedeninin sesi,
boşlukta bir çığlık gibi avazladı…
kadın solgun yüze baktı,
ağladı…
adamın dudağının kenarında kan rengi kelimeler vardı
duymak istemedi kadın, elleriyle kapattı,
adam konuşamadı…
tabutsuz, kefensiz, veda-sızdı…
“ölürsem gözüm sana ...
- Tek istediğim bir bardak çaydı… diye fısıldadı yerde yatan kadına doğru…
Kan toplamış dudaklarını aralayamadı kadın, zaten şişmiş gözlerini de açamıyordu… Düşüncelerini toplamaya çalıştı, kırık döküktü anıları, dişleri gibi…
~ Nasıl raydan çıktı bu olay? ~
Kapı çalınmaya başlamıştı, şişşşşt diye bir fısıltı duydu; istese de konuşamazdı ki zaten?
Uzaklaşan ayak sesleri ve sonrasındaki sükunet hafızasını derleyip toplamasına yardımcı olabilirdi… Halısında yattığı oturma odasının düzenini hatırlamaya çalıştı… Kafasını hafifçe oynattığında ucuna değdiği şey bir sehpaydı… Güzel, nerede olduğunu anlamıştı tam olarak…
- Karıcım! diye bağırdı birisi ve birden bir sarsıntı hissetti, vücudunu tutmuştu biri.
- ...
kalplerdeki sırrım ben,
bulunamayacak kadar gizli, bakılamayacak kadar güzelim.
kimi zaman görülemeyecek zerrede
kimi zaman tepelerden yuvarlanan bir çığ kadar büyürüm ben gözlerde.
evrenin genişlemesi kadar bilinesiyim ben.
mevlananın güneşine bakarken eridiği gibi hayranlık uyandıran,
mecnunun leylası gibi çekilesi çileyim ben,
fırtınalar, hortumlar kadar korkutucu,
anne elindeki bebek kadar uysalım yada çocuğu kucağındaki anne kadar merhametliyim ben.
bir kitap kadar açık, bir hazine kadar gizliyim ben.
kimine göre sadece bir dua,
kimine göre o dua ardındaki dileğim ben,
şer’deki hayr, hayr’daki şükürüm ben,
bir tek sevdiği uğruna diğer her şeyi bir anda silen iradeyim ben.
simsiyah bir masivada bembeyaz noktayım ben.
bazen rahatsız edici bir ...
temmuzu ağustosa bağlayan günlerden biriydi. boş bir odada, farkında olmadan ayaklarını oynatıyordu. sıcaktı gün ama onu sık sık ürpermeler alıyor aniden üşüyor, sonra ağlayacak gibi oluyor, yapamıyordu. uzun süredir yerdeydi bakışları. düşüncelerini avucunda sıkıyor, ses çıkarmamaları için yalvarıyordu. ama daha fazla dayanamadı. kaldırdı kafasını, yapmaması gerektiğini bile bile. bir noktada yoğunlaştı bakışları. yalnızca onun görebildiği bir dünyaydı bu, iki sözcükten ibaretti. artık yalnızca hayallerinde dönebilecek bir dünya…inşaat mühendisliği…
ayağa kalktı. hafiften yalpalayarak, bıraktı kendini bir alışkanlığın peşine. dört senedir sürdürdüğü bir alışkanlığın. tam kapıya yöneldi ki sesini duydu annesinin.
- tercih yapmaya ...
“bizim zamanımızda buralar hep dutluktu. buralara kurt inerdi”, “eee sonra ne oldu abiii?”, “dutlar gitttiii kurtlar kaldı.” bu ve benzeri diyaloğu her geçen gün daha sık kullandığımızın farkında mısınız? haliyle hiçbir şey eskisi gibi değil ve iç çekerek eskiye özlemimizi dile getiriyoruz. günlük sıkıntıların haricinde (kredi kartı borcu, yalan aşklar, faturalar, kadın programlarını izleyerek dertlenme) bir an durup düşündüğümüzde acaba yaşadığımız dünya bundan 10 sene sonra ne hala gelecek? dünya sonunu yavaş yavaş getiriyor ama ne kadar önemli olsa da bu konu umrumuz dışında kalıyor. insanoğlu doğal olandan uzaklaşarak kendi ürettiği ...
oğlum…
bir zamandır sana yazamadım… galiba uzun bir zamandır…
neler yaptığımı anlatmadan, seni gün içinde, fazla düzgün, hatta periyodik bir şekilde düşünüyor,-bu cümle biraz b.ktan oldu yavrum, artık sen de, babanın hatalarını, devriğidir, düşüğüdür ya da imla hatasıdır, görüp düzeltebilecek seviyede olduğunu gösterirsin, bunları okurken…- hep seni kurguluyorum…
sana uzun zamandır yazmıyorum, çünkü aklımı toplayamamak, ya da daha şimdiden -belki çok erken, ama gerçek bu- sana ne söyleyeceğimi, nelerden bahsedeceğimi bilemez oldum… gün içerisinde birşey yaptığım da yok, olsa, gelip onları anlatayım sana yavrum, ama yok, baban bomboş gezinmekte…
şu evlenmek için bir araya ...
….fonda kültürkarmaşası müzikler, saat epeyce geç olmuş. sınavlar bitmiş ve o akşam dışarı çıkılmış hepberaber. arkadaşları geç olmasına rağmen yemeğe gelmiş. yemekler yenmiş. hafif bi can sıkıntısı hakim bizimkinde. nedeni meçhul. birazdan anlayacak belki de. gitsinler diye gözlerinin içinde bakarken tam da telefonunda sevdiği bir arkadaşından mesaj. birinin doğumgününü hatırlatıyor ve birşey yapılacak mı diye soruyor ve sohbete çağırıyor arkadaşı ve gidiyor bizimkisi. ortamın saçmalığından uzaklaşmaya ihtiyacı var zaten.
- sen ne kadar iyi bir insansın öyle hemen geldin…
- öyleyimdir.
….ve bilindik sohbetler
ama konuşma ilerledikçe çözülür birşeyler, konuşma ilerledikçe dökülür birşeyler ve ...
Comment Wall (17 comments)
You need to be a member of Türk Blog Yazarları to add comments!
Bu ağa katılın
Bunun sebebinin içerikten çok Tasarıma hayran kaldığım için eklediğimi söylesem kabalık etmiş olmam sanırım ?
Tüm yorumları göster