RSS
Uzun süredir blogumu boşlamıştım; ailevi nedenler, arkadaşlarla yaşanan birtakım problemler, sınavlar vs. derken doğru dürüst yazı yazamamıştım. Malum bir de
diğer blog var. Yazdıklarımı da orada yayınlamışım hep. Bir de baktım ki burada kimse kalmamış, ne gelen var ne giden.

Aslında 'blogcu' benim ilk göz ağrım. Çünkü blog camiasıyla tanışmam bu blog sayesinde olmuştu. Genelde blogcular tarafından pek tutulmasa da ben severim 'blogcu'yu. Hani ilkler hep özeldir derler ya bu da onun gibi bir şey olsa gerek. E bir de işin teknolojik boyutundan çok fazla anlamıyor olmam var. Hep bahsedilen 'blogcu'nun eksiklerinin birçoğunu fark etmiyorum doğal olaraktan.
Artık eskisi kadar çok blog da takip edemiyorum. Seçici olmaya başladım sanırsam. Herkes için zaman değerlidir, benim için de öyle. Yaşadığım son tatsızlıklardan sonra buna daha da çok önem verir oldum. Seçicilik derken neyi kastettiğimi aslına bakarsanız şuan ben de bilemiyorum. Belki tamamıyla özgün içerikli blogları arıyor olmam şeklinde açıklayabilirim bu durumu. Video içeren bloglara pek girmemeyi tercih ediyorum. Ordan burdan şiir, hikaye, deneme vs. ekleyenlerin bloglarını okumak da sıktı açıkçası. Haaa içeremez mi? Tabiki olabilir ama blog tamamen alıntılardan oluşuyorsa bunun bir anlamı yok benim açımdan.

Geçenlerde İngiltere'de yayınlanmakta olan Britains Got Talent, Türkçe adıyla "İngiltere Yıldızını Arıyor" adlı yarışma programını izlerken resmen şoka girdim. Susan Boyle adında 47 yaşındaki bir kadın elemelere katılmak amacıyla geliyor, aslına bakarsanız insanlar tarafından pek de tınlanmıyor ve hatta alay konusu oluyor.
Hangi şarkıyı söyleyeceği sorulduğu zaman karşılığı I Dreamed a Dream. Offf diyorum yaa. Les Miserables müzikalinden oldukça ünlü bir şarkı. Şarkıyı Judy Kuth'dan dinlediniz mi bilmiyorum ama dinlediyseniz zaten ne kadar mükemmel seslendirdiğini göreceksiniz. Ben izlerken tüylerim diken diken oldu.
47 yaşındaki bir kadından o sesin çıkabileceğini açıkçası hiç tahmin etmemiştim. Zaten kadın daha şarkının ilk kelimesini söylediği anda insanlar büyülendi diyebilirim. Tüm seyirciler şarkıyı başından sonuna kadar ayakta dinlediler ve en sonunda da jüri üyeleri de dahil olmak üzere ayakta alkışladılar. E böylelikle jüriden de geçti Susan Boyle. Zaten şarkıyı söylediği sırada bile jüri üyelerinin gözleri dolu doluydu. Gerçekten mükemmel bir şekilde seslendirdi. Sizlerin de izlemenizi tavsiye ederim. İnternette bulunan videolar tamamıyla İngilizce ama eğer ingilizce bilmiyorsanız da izleyin. Çünkü konuşmalar, jest ve mimikler oldukça belirgin ve herkesin anlayabileceği türden.
5.DÜNYA SU FORUMUNA KARŞIYIM!!!
Bugün önemli işlerimiz olacak siz okuyucularla birlikte. Öncelikli göreviniz: Su platformu sitesine giriyorsunuz, oradaki yazıları doğru dürüst okuyup bilgi sahibi oluyorsunuz. Hatta ve hatta anneniz, babanız, kardeşiniz, teyzeniz, halanız, arkadaşlarınız falan filan hepsine de okutuyorsunuz. Neden? Çünkü günümüzün en önemli konusu, aynı zamanda da sorunu: Su.
Su hakkında ve suyun ticarileştirilmesi hakkında bildiklerinizi gözden geçirmek, bilmediklerinizi öğrenmek için okumanız, okumamız, okutmamız şart. Bu sadece benim sorunum değil, hepimizin sorunuysa eğer çözüm için herkesin duyarlı olması gerekir. Ana sayfanın sağ üst köşesinde etkinlik takvimi yazan bir yer var, ilginizi çekerse muhakkak o kısma da göz atın. Bu büyük bir organizasyon, öyle dandirik bir link de vermedim yani buradan da organizasyonun hangi çevreler tarafından desteklendiğine bakabilirsiniz.
Ben bu konuda uzman olmasam da suyun ticarileştirilmesine karşıyım ve aynı zamanda 5.si Türkiye'de düzenlenecek olan Dünya Su Forumuna da...Bu konuda insanların ciddi anlamda bilinçlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta katılmış olduğum seminerlerden birinde konuyla ilgili bilgi edinme imkanım oldu ve bu önemli konuyu siz sevgili ok.. ( devamı )

Sinir oldum resmen. Bir türlü yazmaya vakit bulamamıştım, fırsattan istifade oturdum yazmak için.
Bilirsiniz birçok yazımda ifade etmişimdir, Mustafa Balbay hayranlığımı.
Ergenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alınmak üzere adliyeye götürülen Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile Neriman Aydın, sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklanmışlar. Mustafa Balbay'ın 'Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla tutuklandığı' ve Metris Cezaevi'ne gönderildiği de bilgiler arasında bulunmakta...
Yıllardır Mustafa Balbay'ın yazılarını, kitaplarını ve televizyon programlarını takip eden birisi olarak Mustafa Balbay'ın böyle bir olaya maruz bırakılmasının çok üzücü ve çok düşündürücü olduğunu söylemek istiyorum.
Hikmet Çetinkaya'da bu konuyla ilgili olarak bir açıklama yapmıştır: "Mustafa Balbay, 9 ay önce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ve tutuksuz yargılanacaktı. Henüz ortada bir iddianame yok. 9 aylık süre içinde ne değişti orasını bilmiyoruz. Bildiğim bir şey var; Mustafa Balbay bir gazeteci ve yeri yurdu var. Hergün gazetesine geliyor ve köşesini yazıyor. Ankaralı gazeteciler hem siyasi hem askeri bürokrasiye giren ve yazı yazan insanlar. Bu sekiz aylık sürede ne oldu? Yeni kanıtlara mı gidildi burasını bilmiyoruz. Mustafa Balbay'ın evinde veya çalışma odasında ne vardır? Kitapları, belgeleri, gazete kupürleri vardır. Mustafa Balbay'ın toprak altına gömdüğü ne silah vardır, ne bombası vardır. Balbay, Cumhuriyetçidir, .. (
devamı )
Adam Fawer başyapıtı diye söze başlasak herhalde yeteri kadar açıklayıcı olur ancak ben utanmaz ve arlanmaz bir insan olduğumdan kitabı kendi çapımda yorumlayıp sizlerin de bu yorumlara katılıp katılmayacağınızı göreceğim bu yazıda ya da göreceğiz ya da onun gibi bir şeyler...

Öncelikle Adam Fawer hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Misal Adam Fawer kimdir?
Efendim kendisi 1970 doğumlu Amerikalı bir yazar ve Pennsylvania Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Ayrıca Stanford Graduate School Of Business'da MBA'de yapmıştır. Sony Music, J.P.Morgan vs. gibi çeşitli şirketlerde çalışmıştır. Şimdi ise eşi Meredith ve oğulları Phineas'le New York'ta yaşamaktadır.
İki adet kitap yazmıştır:
- Olasılıksız
- Empati
Gelelim kitabımıza:
Olasılıksız yaklaşık bir yıldır çok istediğim halde okumaya bir türlü fırsat bulamadığım

kitaplardan birisiydi. İki gün önce kitabı elime aldım ve bırakamadım. Bunun örnekleri çok fazla yok benim için. Dolayısıyla hemen sizlerle de paylaşmak istedim düşüncelerimi.
Kitabın arka kapağında "
BİTİRMEK İÇİN YARINI, BAŞKASINA ANLATMAK İÇİN BİTİRMEYİ BEKLEMEYECEKSİNİZ." yazıyordu. Kitap sözünde durdu,.. (
devamı )
Comment Wall (146 comments)
You need to be a member of Türk Blog Yazarları to add comments!
Bu ağa katılın
Tüm yorumları göster