Dün sevgili okulumun bir haftalık ÖSS kampında iyice biriktirdiği ödevlere el atarken can sıkıntımı gidermek için televizyonda "zaplarkene" onlara rastladım: Arka Sıradakiler. Lise okumasam, yav galiba gençlik artık böyle Sezen Cumhur Önal tadında konuşmaya başlamış, bak neler kaçırıyoruz, diyeceğim ama kahretsin ki bu lise davasına 4 yıl çürüttüm ve dizidekine en benzer konuşmam, öğrencileri azarlayıp duran psikopat hocanınkinden daha şairane olamadı. Dizide gözüme batanları şöyyyle kısa bir özet geçelim:
-En başta belirttiğim gibi, uzun uzadıya giden, hayatın anlamına derin göndermelerde bulunan ve hiçbir lise öğrencisinin kurabileceğini ömrü hayatım boyunca aklımdan geçiremeyeceğim şairane cümleler. Hele o Oktay'la kız arkadaşı(Cansu?)nın "veda" niteliğindeki konuşması. Zaten onlar da bunun farkına varmış olacaklar ki, annesine yalan söylerken kahkaya atmaya başlayan benden daha iyi rol yapmıyorlar.
-ÖSS kampı adı altında, dizi devamlılığını sağlamak için yapılan toplaşmalardaki tenefüslerin bitmeyişi, önlerinde ÖSS gibi berbat bir sınav duran öğrenciler ve öğretmenin nezaket hakkında konuşmaktan bir türlü derse geçemeyişi. (Adamın konuştuğu her dakika, ders gidiyor, konu yetişmeyecek diye benim içim içimi yedi vallahi. Tipik ÖSS mağduresi.)
-Sakinlik abidesi Kemal Hoca.
-Salaklık abidesi "Arka Sıradakiler". Nezaket bu kadar zor anlaşılır bir şey miydi? Hocaları dersin yarısını onlara nezaketin tanımını yaparak geçirdikten sonra tek yapabildikleri eski Türk filmlerinden aldıkları cümleleri tekrarlamak.
-"Arka sırada oturan, isyankar" diye tarif edilen öğrencilerin öğretmenlerinin birkaç dakikalık konuşmalarıyla 180 derece dönüşleri.
-İyilik abidesi, eski "Bücür Cadı" Eda.
-Senaristlerin olayları tenefüs aralarına sığdırmak ve illa toplumun her kesiminden insana yer verebilmek için harcadıkları doğallık dışı gayret.
-Özge rolünü oynayan kızın, yapmacık bir gayretle, her lafının içine "bariz belli" lafını sokmaya çalışması. Tamam, insanın sürekli kullandığı laflar olur, ki şahsi favorilerim "Hasbinallah", "zeka kübü", "dıngıl Naci/ye" vb. dir ama karakter yaratma uğruna bu kadarı da yapılmaz ki!
-Kendine Türkiye'de bir gelecek sağlayamayan Oktay'ın, muhtemelen olmayan yabancı diliyle yurtdışına kaçmak isteyişi.
-İyinin dibine kadar iyi, kötünün de dibine kadar kötü oluşu.
Liste böyle uzar arkadaşlar. Siz ne düşünüyorsunuz Rıfat Ilgaz'ın efsane Hababam'ının bu modern tavırlı yapmacık versiyonlarıyla ilgili?
Etiketler:
Paylaş
-
▶ Reply to This