Türk Blog Yazarları

Üreten, tartışan ve paylaşan insanlar için sosyal ağ !

Artık iyice yükselen terör eylemleri kapsamında Türk Blog Yazarlarının tepkisini dile getirmek adına "Teröre karşı kalem" kampanyası aklıma geldi. Amaç tıpkı Blog Action Day'de olduğu gibi belirlenen bir gün de katılan tüm türk blog yazarları terör hakkında yazmasını sağlamak böylelikle tepkimizi dile getirip gündem oluşturmak olacaktır.

Öncelikle kampanyanın yeterince duyurulması amacıyla 1 aylık bir süre konmalı bence, bu sebeple 17 Kasım Cumartesi gününü uygun gördüm ben.

Katılan arkadaşların sadece "Terörü lanetliyoruz, şehitler ölmez" gibi cümlelerle değil, kendi kişisel görüşlerini içeren, tıpkı bir kompozisyon yazar gibi kendi duygularını, yaşadıklarını paylaşması asıl amacımız olmalıdır. Örneğin terörle yüzyüze gelmiş, yakınını teröre kurban vermiş arkadaşlarımız varsa bunları, kendi gözlemleriye neler hissettiklerini paylaşabilirler veya kimi arkadaşlarımız terörü sonlandırmak için ne gibi önlemler alınabileceği hakkında yazabilirler, Türkiye 'de terörün geçmişi hakkında tarihsel süreç incelenebilir ve bunun gibi çeşitli yönlerden terörü konusu enine boyuna irdelenebilir.

Kampanya için acilen bloglarımıza koymak üzere destek grafikleri hazırlanır ve kampanya bir çok alanda tanıtılabilir.

Ben kampanyayı hemen başlatmak istiyorum ama süreci birlikte oluşturmak istedim, bu sebeple fikirlerinizi aldıktan sonra hemen anasayfadan tanıtımını yapabiliriz.
Yorumlarınızı ve fikirlerinizi lütfen cevap olarak yazınız.

Tags: blog, kalem, kampanya, kampanyası, karşı, teröre, türk, yazarları

Paylaş

Reply to This

Replies to This Discussion

Güzel bir fikir... Herkes kendi yetenekleri ve yapabilecekleri dahilinde katılırsa, farklı ve etkileyici bir proje olacaktır...
Selam ve saygıyla...

Reply to This

bence olur benimde terör ile mücadele hakkında yazılarım var...

Reply to This

Mert, bu güzel bir fikir. Diğer yorumların hepsini okuyamadım. blogactionday mantığıyla bir gün belirleyip o gün hatta bir hafta boyunca, pkk nın ne olduğu, neler yaptığı, kürt militanlarından ziyade emperyalist güçlerin maşası bir terör örgütü olduğu konusunda yazılarla o gün veya hafta (özellikle İngilizce ve diğer yabancı dillerde) içerik, katılımcı bütün bloglarda yayımlanmalı. ayrıca türkçe ve diğer imleme sitelerine her site kendini güncel etiketlerle eklemeli.

yapılmayacak bir şey değil, blogactionday için bunu yaptık kendi ülkemiz için de yapabiliriz.

Reply to This

Ampul yakıp söndürmekten ya da siyah kurdele takmaktan çok daha yararlı, çok daha tepkisel, çok daha viral ve çok daha ses getirecek bir hareket olacağını söyleyebilirim Mert.

Bu dediklerimden, siyah kurdele takmaya ya da ışıkları yakıp söndürme eylemlerine karşı olduğum anlaşılmasın -- bu eylemler tabii ki gerekli; bunula beraber **yeterli** değil. Tepkimizi ortaya koymak için profil resmimizi değiştirmekten daha fazla emek harcamalıyız. Hele ki az çok kalem sahibi, yazmayı / paylaşmayı / kendini ifade etmeyi seven Türk Blog Yazarları isek.

Yanlış düşünüyorsam düzeltin.

Düşüncen için tekrar teşekkürler Mert. Umarım sonuçları da düşüncen kadar çarpıcı olur.

Reply to This

Arkadaşlar aranızda yeniyim,öncelikle herkese selamlar.Yazılanları okudum.Konu üzerine epey konuşulmuş.Sonradan gelip te araya birşeyler sokuşturmak ne kadar doğru bilmiyorum.@Muzaffer durumunu çok iyi anlıyorum.Ece Temelkuran'ın bir kaç gün önce yazdığı bir yazıda "İstanbul Beyrut olma yolunda" gibisinden dile getirdiği bir kaygısı vardı.Bende bundan yola çıkarak "İstanbul Beyrut Olmasın" başlıklı bir yazı yazdım .Bir göz atıp yorumlarınızı bırakırsanız sevinirim.

Teröre karşı birlik gösterileri bir şekilde sanal alemde siyah kurdelalar,Türk bayrakları v.s. dile getiriliyor. pek çok blogger de bu protestolara katılmış durumda.Ama bunu yaparken şunlara dikkat etsek iyi olur.Birincisi; Hürriyetin düştüğü hataya düşmeyelim; İkincisi;terörün üstüne giderken Kürt vatandaşlarımızın kalbini kırmamaya çalışalım.Bu noktada biraz hassas davranabilirsek güzel olur.

Reply to This

TKK - Haber Takımı 6 üye
TKK - Çevirmen takımı 4üye
TKK - Kod grubu 2üye
TKK - Tasarım grubu 2üye
4 Kasım'a 3 gün kaldı
toplam 14 katılım var yani
918 TBY yazarının % 1.5 i

Reply to This

Katılım gerçekten çok düşük, özellikle asıl işi yapacak tasarım ve kod gruplarında. Daha fazla katılımcı bulmamız lazım, bu zamana dek ben kendimce birşeyler yapmaya çalışacağım tasarım ve kod anlamında. Süreyi bir hafta erteleyebiliriz gibi gözüküyor şu an.

Reply to This

madem dört kasım dediniz hem de başbakanın puşla görüşmesi 5 kasım o zamana da iyi denk geliyor site işini bir kenara bırakıp doğrudan içeriğe odaklanmak ve blogyazarları aracılığıyla aynı gün bütün katılımcıların desteğiyle her blogda terör aleyhine bir yazı bulunmasını sağlamamız gerek. 4 kasım çok anlamlı olacak çok. diğer siteleri de bundan haberdar etmek gerek. siteyle falan uğraşıp vakit kaybetmemeli.
hemen bir manifestoyla ulaşılabilecek bütün blog yazarlarına çağrı yapılmalı.

Reply to This

Konuyla ilgili emir e katılıyorum...Bloglarda yer alan veya yazılacak ortak bir yazıyı hepimiz bloglarımıza ekleyelim tam yazıyı ama ....Tarih netleşsin ve hepimiz bloğumuza ekleme yapalım kişisel eklemeler yaptık ama madem ortak bir hareket söz konusu zaman kaybetmeyelim bencede

Agnus Dei

Reply to This

Bence kampanyanın bir merkezinin olması gerekli.Manifesto Türkçe/İngilizce yayınlandıktan sonra facebook, orkut gibi sitelerde , üyelerin takip ettiği forumlarda bahsedip ilgilenen insanların yönlendirilebileceği ve "TKK topluluğuna" girebilecekleri bir merkezin olması lazım (yine bence).Böylece blog yazarı olmayan ama söyleyecek şeyleri olan insanların dikkati çekilmiş ve kampanyaya dahil edilmiş olunur.Ha bu bir (oyyla.com gibi mesela) insanların yazıları puanlayabilecekleri bir bölümü olan gelişmiş site yada basitçe google veya ning grubuda olabilir.Bu sayede kampanyanın sesi çok daha fazla çıkacaktır.Zamanın önemini göz önüne alınarak basitçe bir google yada yahoo grubundan başlanabilir......

Reply to This

Gayri resmi olarak süregelen savaşımız tezkerenin çıkmasıyla resmiyete bağlanmış oldu. Tezkerenin kabulü PKK'ya ve onun destekçilerine aba altından sopa gösterirken, PKK da Türkiye Devleti'nin restini gördüğünü içimizi yakan bir eylemle gösterdi. Evet, içimizi yakan diyorum çünkü 21 Ekim sabahı televizyonları karşısında ailecek pazar kahvaltısı yapan bizler önce 9, hemen sonrasında 12 canımızı kaybettiğimizi öğrenince gerçekten yandık. Ateş 20 yılı aşkın bir zamandır topraklarımıza düşüyor ve bu gerçekten can yakıyordu. Hepsinin bir öyküsü vardı, her insanın bir kişisel öyküsü olduğu gibi. Kimi evlenecekti tezkere alır almaz, kimi daha yeni kavuşmuştu yıllardır görmediği annesine...Açıklamalar yapılıyordu farklı ağızlardan: kanı yerde kalmayacak askerlerimizin, hesabı sorulacak tüm bu olanların deniyordu, yıllardır dendiği gibi...ve 33 PKK'lının öldürülmesinin ardından Genel Kurmay açıklıyordu "misli ile karşılığı verilmiştir" diye. Sevinmek mi gerekirdi şimdi öldürülen diğerlerine? Onların hikayelerini merak etmek vatanını sevmeme anlamına mı geliyordu? O halde kimliği belirsiz teröristlerin ölümüne sevinmek irrasyonel olarak belki de en doğru duygusal tepkiydi. Evet duygusaldık, yılların yükünü taşıyan, yıllardır aynı acı haberleri duymanın yorgunluğu ve yılgınlığı ile beraber duygusaldık hem de...Tepkilerimiz de o doğrultuda "duygusal" olacaktı elbette, ne de olsa bizler sadece halkıydık bu ülkenin. Duygusallıktan uzak, rasyonel çözümler üretmekse her zaman olduğu gibi politikacılarımıza bırakılmalıydı. Kitlesel olarak il il, bucak bucak yollara dökülen halk "hepimiz Mehmetiz, hepimiz askeriz, hepimiz şehitiz" sloganları eşliğinde bir an önce vatanını bölmek isteyen katillerin cezalandırılmasını, Devletinin kişilikli bir çözüm ortaya koymasını istiyordu ısrarla...Halk demokratik yollarla devlet unsurlarına bir mesaj ulaştırıyordu, haklıydı da kendi doğalında. Oysa hükümet sözcüsü "serin kanlı" olmalarını, taşkınlığa mahal vermemelerini istiyordu sabrı zaten taşmış olan halkından. Doğruydu, politika üretmek duygusallık kaldırmıyordu. Hele ki "terör" söz konusuysa akılcı çözümler üretebilmek için serin kanlı olmak, akıl bali davranabilmek daha büyük önem kazanıyordu.
Çünkü PKK Türkiye için terör örgütü sınıflamasına girerken ABD ve Rusya gibi ülkeler için bir sibop görevi görebiliyordu. ABD'nin basın organları terörist yerine direnişçi, gerilla, savaşçı gibi terimleri kullanmayı tercih ediyordu. Bu bile inceden bir mesajdı...
Bakın internet nnsiklopedisi Vikipedi "dünden bugüne terörizm" sekmesi altında şu satırlara yer veriyor: " İkinci Dünya Savaşı'ndan ve özellikle 1963'deki John F. Kennedy suikastinden sonra faaliyetlerine hız veren ABD'nin tutunmayı hedeflediği coğrafyalarda istikrarsızlık ve bunalım ortamı yaratmak için yaymış olduğu yıkıcı bir düşünce akımıdır[kaynak belirtilmeli] .Bu düşünce akımını tüm muhalifler desteklemektedir. Özellikle İsrail devleti kurulduktan sonra Ortadoğu coğrafyasında terörün, şiddetin ve kargaşanın şaşırtıcı biçimde hiç durmadığı ve giderek arttığı göze çarpar. Bugün terörizm düşünsel boyutta bir düşünce olmaktan çıkıp devletlerin gizli çıkarları uğruna masum insanların vahşice öldürüldüğü bir eylemsel bütünlüğe ve anarşinin hüküm sürdüğü her yerin düzenine dönüşmüştür." Bu ifadeler zaten bildiğimiz şeyleri bir kez daha hatırlatır, bir kez daha doğrular nitelikte. PKK ABD, Rusya ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinin maddi ve elbette manevi destekleri ile ayakta duruyor. Çünkü ABD'nin ve içindeki Siyonist lobilerin hayalini kurduğu Büyük Ortadoğu'yu içeren bütünün bir parçası. Görünen o ki bağımsız Kürdistan, Kürtlerden çok, uzun zamandır Ortadağu'yu, Kudüs'ü ele geçirmenin hayalini kuran ABD'nin işine yarayacak.
Sorun şu ki terör eylemleri giderek halkı bölmekte ve kutuplaşmaları arttırmakta. PKK'nın özellikle "özgürlük vaat ettiği" toprakların gelişmesini, halkın ekonomik etkinliklerle güçlenmesini ve eğitilerek bilinçlenmesini engellediğini, özellikle 88-94 yılları arasında öğretmen ve doktorlara yönelik saldırılardan biliyoruz. Bu savaşta kayıplar sadece güvenlik güçleri ile sınırlı değil, pek çok öğretmen, doktor ve sayısı binleri aşan sivil insan hayatını kaybetti. Peki ne için? Ben bu sorunun cevabını defalarca sordum, hala da soruyorum kendime, ama ne bilgi birikimim ne aklım içinden çıkılır, somut ve berrak bir cevap verebiliyor bu soruya. En büyük korkum, duyguların akışına kapılarak, çığ gibi büyüyen öfkenin masum insanlara yansıtılması ve artan kutuplaşmaların, öfke patlamaları olarak "linç" girişimlerine dönüşmesi. Hiç bir zaman aklımızdan çıkartmamamız gereken bir şey olduğunu düşünüyorum: Nasıl ki her Müslüman El-Kaideli ya da onun sempatizanı değilse, her Kürt de PKK'lı ya da onun sempatizanı değildir. Genellemelerden uzak durabildiğimiz sürece bölünüp, yeni devletçikler türetmez, başka bir deyişle oyuna gelmeyiz.

Bu yazı 23 Ekim 2007 tarihinde bloğumda yayınlanmıştır.

Reply to This

Uzun süredir blogum kapalıydı. Geçen hafta mı ne açtım, yazdığım ilk şeylerde birisi de bu konudaydı.
Wolkancanın sitesinin açılışına koyduğu TÜRK BAYRAĞI animasyonu da çok güzel. Banner hazırlayabiliriz, hepimizi ortak kullanırız... Yazdıklarınızın bir kısmını okudum(çok şey yazmışısınız hepsini okuyamadım). Son karar nedir...

Reply to This

RSS

© 2010   Created by Mert Ulas on Ning.   Create a Ning Network!

Badges  |  Sorun bildirin  |  Gizlilik  |  Terms of Service

Sign in to chat!